• Tüm Banlar Kaldırılmıştır Sizi Tekrardan Aramızda Görmekten Mutluluk Duyarız
  • Moderatör Başvurularımız Başlamıştır Sizide Aramızda Görmekten Şeref Duyarız
vds sunucu
Bu ve benzeri 20'den fazla sitemizde reklam vermek ve SEO desteği için foxserpco@gmail.com

Atatürk ilkeleri

MyÖqen

Emektar
Atatürk ilkeleri
altı başlık altında toplanabilir.

CUMHURİYETÇİLİK

Kemalist devrimler siyasi bir devrim niteliğindedir ve çokuluslu bir imparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece Modern Türkiye' nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Kemalizm insanların arzularını yerine getirebilecek yegane rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanmaktadır.


HALKÇILIK

Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında
Kemalist Devrim ayrıca bir sosyal devrim niteliği de taşımaktaydı. Bu devrim seçkin bir grup tarafından genel olarak halka yönelik bir biçimde gerçekleştirilmişti. Kemalist Devrimler
özellikle İsviçre Medeni Kanunu olmak üzere batı kanunlarının Türkiye' de uygulamaya konmasıyla birlikte kadınların statüsüne kökten değişiklikler getirmiştir. Üstelik
1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda Türkiye'nin gerçek Yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindeydi.Gerçekte
halkçılık ilkesi için yapılan resmi açıklamada Kemalizmin sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olduğu ifade edilmekte ve hiçbir bireyin
ailenin
sınıfın veya organizasyonun diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmiyordu. Kemalist ideoloji
aslında
Türk vatandaşlığı olarak ifade edilen bir fikre dayanmaktaydı. Gurur ile birleşen vatandaşlık fikri
onların daha fazla çalışmaları için gerekli psikolojik teşviki sağlayacak
birlik fikri ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olacaktı.


LAİKLİK

Kemalist laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmiyor
ayrıca dinin eğitim
kültürel ve yasal konulardan da ayrılması anlamını taşıyordu. Laiklik
düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dini düşünce ve dini kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına geliyordu. Böylece
Kemalist devrim ayrıca laik bir devrim idi. Kemalist devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğer birçoğu ise laikliğe ulaşılmış olması nedeniyle gerçekleştirilebilmiştir. Kemalist laiklik ilkesi Tanrı karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini siyasettir dışında tutan bir ilke idi. Bu Kemalist ilke aydınlanmış İslam'a değil
çağdaşlığa karşı olan Müslümanlığa karşısındaydı.


DEVRİMCİLİK

Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de reformculuk veya devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı Türkiye'nin devrimler yaptığı ve geleneksel kuruluşlarını modern kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. Geleneksel kavramların iptal edildiği ve modern kavramların benimsendiği anlamına geliyordu. Devrimcilik ilkesi
yapılmış olan devrimlerin tanınmalarının çok ötesine geçti.


MİLLİYETÇİLİK

Kemalist devrim ayrıca milliyetçi bir devrim idi. Kemalist milliyetçilik ırkçı bir yapıda değildi. Bu devrimin amacı
Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesi idi. Bu milliyetçilik
tüm diğer milletlerin bağımsızlık haklarına saygılı idi. Yine bu milliyetçilik
sosyal içerikli bir milliyetçilikti. Yalnızca anti - emperyalist değil
aynı zamanda gerek hanedan yönetimine gerekse herhangi bir sınıfın Türk toplumunu yönetmesine karşı olan bir milliyetçilikti. Kemalist milliyetçilik
Türk devletinin vatanı ve halkı ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesine inanmaktadır.


DEVLETÇİLİK

Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin bir bütün olarak modernizasyonunun ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda
devletçilik ilkesinin de devletin ülkenin genel ekonomik faaliyetlerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği alanlara veya özel sektörün yetersiz kaldığı alanlara veya ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiği anlamında yorumlanmaktadır. Ancak
devletçilik ilkesinin uygulanmasında
devlet yalnızca ekonomik faaliyetlerin temel kaynağını teşkil etmemiş
aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.
 
Üst